Ülkemizin hayvancılık faaliyetlerini büyük zararlara uğratan Theileria annulata’ya karşı en etkili önlem alma yolu aşılamadır!
Bu hastalıkla ilgili milli bir planlama açısından mücadelenin ön planda tutulması, yetiştiricilikte hastalık tedavisinden ziyade önlem almanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Sonuçta sahip olunan hayvan varlığı kadar, yetiştiriciliğin düşük maliyetle yapılması, besin değeri yüksek, sağlıklı ve kaliteli gıda ürünlerinin elde edilmesi ve dolayısıyla hayvancılıktan üst düzeyde verim alınması hayvancılık faaliyetlerimizin temel hedefi konumundadır.
Hayvancılık faaliyetlerinin önemli sorunları arasında parazitlerin rol oynadığı hastalıklar yer almaktadır. Bu hastalıklar içerisindeki theileriozis; verim düşüklüğü, tanı ve tedavi gideri nedeniyle yaşanan ekonomik kayıplara yönelik önlemler alınması ve mücadele yürütülmesi gereken oldukça ciddi bir hastalık olarak bilinir. Ülkemizin birçok bölgesinde yaygın bir şekilde görülen ve zorunlu hücre içi paraziti olan Theileria tarafından oluşturulan “sarılık hastalığı”, et ve süt kaybının yanı sıra ilerleyen vakalarda ölümle de sonuçlanabilmektedir.
Theileriozis tedavisi için erken tanı büyük önem taşımaktadır. Tanı konduktan sonra tedavide öncelikli olarak, hastalıktan sorumlu olan parazitlere yönelik ilaç kullanımı anlamına gelen “etiyolojik tedavi” uygulanması gerekmektedir. Theilerioziste etiyolojik tedaviye ek olarak, semptomlara yönelik tedaviye de ihtiyaç duyulmaktadır. Demir bileşikleri, karaciğer preparatları, B vitamin kompleksleri ve kalp destekleyici ilaçların kullanımı ve elbette bakım, besleme koşullarının iyileştirilmesi gibi tedbirler alınması önerilmektedir.
Hastalık etkeni olan Theileria ile ona vektörlük yapan kene türlerinin mücadelesine önem verilmelidir. Fakat vektör kene mücadelesinde kullanılan akarisitlerin ve diğer ilaçların, sığırlarda ette ve sütte kalıntı bırakması, çevreyi kontamine etmesi ve uzun süre kullanılmalarına bağlı olarak direnç gelişmesi mücadelede karşılaşılan sorunlardan sadece bazılarıdır. İlaçla kesin tedavi yapılamadığından hastalıktan korunmak için kene enfestasyonun yaygın olduğu sıcak mevsimler başlamadan en az 45 gün önce (Mart-Nisan ayları içerisinde) hayvanlar aşılanmalıdır.
Günümüzde gen analizleri ile etkenlerdeki genotipik değişimler ve mutasyonlar hızlı bir şekilde izlenebilmektedir. Bir ülkedeki/bölgedeki etkenin geni ile diğer ülkelerdeki ve sürülerdeki etkenlerin gen ve protein yapıları hızlı bir şekilde karşılaştırılabilmekte ve onlara karşı korunmada ihtiyaç duyulan şuşlar üretilmektedir. Bu bilgi kapsamında iyi bilinen yerli üreticilerin aşılarının ve ürünlerinin uygulanması, işletme stratejisi açısından önem taşımaktadır.